Büyük Lizbon Depremi Avrupa’yı Aydınlanma Çağına Nasıl İtti

270 0
Büyük Lizbon Depremi

1 Kasım 1755’te Portekiz’in Başkenti Lizbon’da tarihin gördüğü en büyük depremlerden biri yaşandı. Saat 09:40’ta merkez üssü Atlantik okyanusu olan deprem en az 8.4 şiddetindeydi ve raporlara göre yaklaşık üç ila altı dakika sürdü. Depremle beraber şehir merkezinde beş metre genişliğinde çatlaklar görüldü. Hayatta kalan şehir sakinleri panikle sahile koştular ancak denizin geri çekildiğini gördüler.
Depremden yaklaşık 40 dakika sonra dev dalgalar şehri vurdu. Şehirde azizler günü olması sebebiyle, evlerde kiliselerde yanan mumlardan çıkan alevler bir anda tüm şehri sardı. Deprem, dev dalgalar ve ardından çıkan yangında on bin ila yüz bin kişi arasında ölü olduğu tahmin ediliyor.

Yeniden Yapılanma Çalışmaları Başlıyor

Depremde, Lizbon şehrindeki binaların yüzde seksen beşi harap oldu. Yıkılan binaların içerisinde bazı kiliseler, kütüphaneler, köşkler ve depremden altı ay önce açılan opera binası da vardı. Carmo Rahibe Manastırı harabeye döndü. Şehrin meydanında bulunan Azizler Kraliyet Hastanesi deprem sonrası çıkan yangında yok oldu. İmparatorluk, yaşanan doğal felaketin yıkıcı etkilerini hızlı bir şekilde, tamir etmeye başladı.
Düzeni sağlamak için birlikler ve gönüllü itfaiye grupları oluşturulurken, yağmacılar idam edildi. Depremden bir kaç ay sonra şehir yeniden inşa edilmeye başlanarak, bir yıldan az bir sürede şehir depremin enkazından temizlendi.

Avrupa Depremden Sonra Nasıl  Aydınlandı

Lizbon depreminin, dini bir bayramda yaşanmasından dolayı, Filozoflar ve İlahiyatçılar arasında farklı görüşlere neden oldu. İlahiyatçılar Lizbon depremini, toplumun yaşadığı ahlaksız durumlar için bir ceza olarak görürken, filozoflar depremi bilimsel bir olay olduğunu savundu. Din adamları bu kadar çok sayıda masum insanın, ilahi bir ceza ile öldüğünü kabul edip savunsa da, toplum bu görüşe sıcak bakmıyor ve inançlarını sorguluyordu.
Toplum ise bu yıkıcı afetten çok fazla etkilenerek inançlarını sorgulayarak bilime yöneldi. Filozofların bilimsel açıklamaları, o çağda dine olan inançlarıyla boğuşan insanlar için çok önemliydi. Filozofların savunduğu görüş, hayatta kalmak için dünyayı daha iyi anlayarak bilimsel çalışmalara önem vermekti. Zamanla Lizbon şehrindeki felsefe adamlarının bu görüşleri Avrupa’nın aydınlanmasında büyük rol oynadı.